twitter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
twitter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2012 Cuma

Sizin Köpeğiniz de Tweet Atabiliyor mu?

 
 
“Bir bu eksik eksik kalmıştı” dediğinizi duyar gibiyim, köpek nasıl olur da tweet atabilir diye hiç kafanızı yormayın. Pazarlama konusunun bir numaralı üstadı Amerikalılar bu işe de el atmış, sosyal medyayı kullanan köpek sahiplerine nasıl bir ürün satsam da güzel para yapsam diye düşünmüş ve ortaya Puppy Tweets adlı ürün çıkmış. Barbie bebekleri bizlerle tanıştıran ünlü Mattel Toys aslında bu ürünü iki sene önce piyasaya çıkarmış, hatta ilk çıktığı zaman 30$ olan fiyatı bugünlerde 11.89$. Yani tüketim toplumu olan Amerika bu ürüne olan ilgisini çoktan kaybetmiş bambaşka ürünlere almaya başlamış. Türkiye’de de bu ürünü kullanan mutlaka olmuştur ama anladığım kadarıyla çoğu kişi de benim gibi bu üründen yeni haberdar olacak.
 
Yazının devamı için lütfen tıklayınız.

29 Aralık 2011 Perşembe

Sosyal Medya Nereye Koşuyor?


Facebook, Twitter, Linkedin, Foursquare, Google +, Flickr, Youtube ve diğerleri ...

Sosyal medya artık hayatımızın her yerinde, iletişim kurarken, yenilikleri duyururken, haberleri yayarken, iş ararken, pazarlama yaparken, fotoğraflarımızı paylaşırken kısacası herşeyi yaparken ....

Peki sosyal medya'nın kullanımı ile ilgili en güncel rakamları görmek istemez miydiniz?






5 Kasım 2011 Cumartesi

Sosyal Medya ile Neler Yapılabilinir?

Sosyal medya sayesinde sadece satış ve pazarlama yapıldığını mı düşünüyorsunuz? Aşağıdaki listeyi okuyunca belki farklı amaçlar içinde kullanıldığı konusunda sizde benim gibi hemfikir olursunuz. 

1) Protesto yürüyüşleri için organize olunur.
Geçtiğimiz haftalarda New York'da Wall Street'deki kapitalizm karşıtı yürüyüşler sosyal medya ağlarında planlandı, protestolar yapıldı ve sonra bu Avrupa ülkelerine de sıçradı.

2) Darbe girişiminde bulunulur. 
Arap Baharı diye adlandırılan bu süreçte komşu ülkelerdeki isyanların başlangıç noktası da gene sosyal medya oldu. Mısır'da bunu engellemek için ansızın internet bağlantısı devlet tarafından kesildi ama değişen birşey olmadı. Konuyla ilgili http://sosyalmedya.co/twitter-misir-devrimi adresindeki yazıya göz atmanızı öneririm. 

3) İş görüşmelerinde olumlu/olumsuz etkisi olur.
Facebook hesabınızdaki resimler işverene ipucu verir. Uygunsuz ve göze hoş gözükmeyen resimlerinizi burada çarşaf çarşaf yayınladıysanız ilk imajınız çok da olumlu olmayacaktır.

4) Tehlike anlarında insanların birbirini uyarmasını sağlar.
2011 yazında Londra'daki yağmalama olaylarında insanlar bu kişilerin nerelerde ne yaptıklarını anlık paylaşarak birbirlerini uyardı. Hatta hırsızların resimleri sosyal medya'da paylaşıldı ve polise bu konuda yardımcı olundu.

5) Başarısız kampanyalar ile marka imajı olumsuz etkilenebilir.
Van depremi sonrası yardım kampanyası düzenlemek için muhtemelen iyi niyetle başlayan ancak sonrasında kampanyayı iyi yönetemeyip bir çok tepki alan Onur Air'in imajı yerle bir oldu. Bununla ilgili yazılan üç yazıya en alttaki linklerden bakmanızı tavsiye ederim. 

6) Müşterisini dinlemeyen firma kısa sürede çok büyük zarar edebilir.
Yaptığı uçuşta gitarı kırılan ve şirketten bunun tazminatını isteyen müşterisine cevap bile vermeyen United Airlines sosyal medyada kendini bulunca başına neler geldiğini bu yazıdan okuyabilirsiniz.
http://www.pazarlamasyon.com/2011/03/firmalar-acisindan-dinlemenin-onemi  

7) Doğru kullanıldığında çok iyi bir çevre yapılmasına imkan tanır.
Linkedin sayesinde iş dünyasında tanışamayacağınız veya hiç karşılaşamayacağınız insanlarla kolaylıkla tanışabilir, verdiğiniz hizmeti/sattığınız ürünü tanıtabilir, yaptığınız aktiviteleri rahatlıkla duyurabilir ve güzel işbirlikleri yaratabilirsiniz.

8) Sosyal felaketlerde koordinasyonun sağlanmasına katkıda bulunur.
Duyarlı kişilerin yakın zamanda yaşadığımız deprem sonrasında zarar görmüş insanların ihtiyaçları ile ilgili sosyal medya kanallarından bilgilendirici mesajlar göndermesi buna iyi bir örnek olarak gösterilebilir. 

9) Canlı yayında verilen Twitter adresine mesaj göndererek yayın akışına etki edilebilinir.
Özellikle spor ve haber programlarında sunucunun zaman zaman seyircilerden gelen mesajlara bakarak programda bunları dile getirdiğine şahit oluyoruz. Bizden başka bir ülkede var mıdır bilmem ama  canlı yayında spikere ve katılımcılara gönderilen küfür dolu mesajlar zaman zaman tansiyonu artırıyor. Artık insanlar Twitter'dan gelen hakaretlerin kimden geldiğinin saptanmasını ve dava açılması gerektiğini bile savunmaya başladılar.

10) Bazı haberler sosyal medya sayesinde öğrenilebilinir.
THY'nın İstanbul -Amsterdam seferini yapan uçağı kaza yaptığında orada bulunan birisi bunun resmini çekip Twitter'dan yayınlamış ve birçok haber kanalı bu sayede kazayı öğrenip haber yapmışlardı.

Basında gözden kaçan veya yayınlanmayan haberlerden bile sosyal medya sayesinde haberdar olabilmemiz bence çok önemli. Burada dikkat edilmesi gereken şey okuduğumuz herşeye inanmamak olacaktır çünkü zaman zaman inanılmaz bilgi kirliliği olabiliyor veya asılsız haberler çıkabiliyor. Bu listeye sizinde ekleyecekleriniz varsa lütfen ekleyiniz.

Onur Air ile ilgili internette çıkan yazılar;

http://umutakdas.blogspot.com/2011/10/onur-air-vakas-ve-sosyal-medya-yonetimi.html
Umut Akdaş tarafından yayınlanmıştır.
http://sosyalmedya.co/onur-air-kriz/
Sıla Hilal tarafından sosyalmedya.co'da yayınlanmıştır.
http://www.pazarlamasyon.com/2011/10/onurair
Necip Murat tarafından yayınlanmıştır.








24 Eylül 2011 Cumartesi

Yaratıcı Kartvizit Sayesinde Rakiplerin Önüne Geçmek

İş dünyasında her gün yeni birisi ile tanışıp kartvizit alışverişinde bulunuyoruz. Bu değiş tokuş sonrasında yeni alınan kart masamızda biriken yüzlercesinin arasına karışıyor ve her iki taraf içinde asıl sorunlar burada başlıyor. Bir firmayla ortak çalışma yapmak için kartını veren kişi rakiplerin kartları arasında kayboldum mu diye düşünürken kartı alan işveren ise elindeki yüzlerce kartı nasıl kategorize edeceğini ve istediği kartı kolaylıkla nasıl bulurum derdine düşüyor. Tabi birde sene sonunda ofis temizliği yapılırken kart sahiplerinin hangisi hala aynı şirkette devam ediyor, hangi kartı saklamalıyım, bu kişiyle ne zaman tanışmıştık gibi sorular da işin cabası. Kartvizitlerin doğru şekilde muhafaza edilmesi ile ilgili konu birazda veritabanı yönetimi ile alakalı olduğundan bunu gelecek hafta daha detaylı yazacağım. Bu hafta doğru kartvizit tasarımı sayesinde rakiplerin bir adım önüne nasıl geçeceğimizi ve geleneksel kartvizitlerin teknolojiye yenik düşüp düşmeyeceği hakkında düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.

Kurumsal şirketlerin belirli bir çizgisi olduğundan basılı materyal firmanın oluşturmuş olduğu kurallar çerçevesinde basılır ve sık değişiklik göstermez ama daha ufak şirket sahiplerinin bu anlamda yapabilecekleri bir çok şey var.  Rekabetin gün geçtikçe arttığı iş dünyasında sattığınız ürün ve hizmet ne kadar iyi olursa olsun satış aşamasında bir sürü kriter devreye giriyor. Konuşma tarzınız, vücut diliniz, giyim stiliniz gibi unsurlar zaten herkesin son zamanlarda dikkat ettikleri konular ancak çoğu kişinin doğru kartvizit ile rakiplere göre avantaj sağlayacağı akıllarına gelmiyor. Sadece vermek için yapılmış kartvizit zaten kendini ele veriyor, elinizdeki kartlara lütfen bir göz atın ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Kimisi çok karmaşık, kimisi çok sade, kimisi hedeften çok uzak, kimisi ise boyut olarak diğerlerinden daha ufak veya büyük. Peki doğru kartvizit nasıl olmalı, bir kartvizitte olmazsa olmazlar nelerdir, bunun yazılı bir kuralı varmıdır? Matbaa sahibi değilim, renk ve tasarım analizcisi de değilim ama bugüne kadar herhalde binlerce kişinin kartını almış, bunları saklamış ve kullanmış bir kişi olarak gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum, eminim çoğunuzda bunlara katılacak hatta yeni eklemeler yapacaksınız. 

Kağıt Baskısı
Daha ucuz olsun diye kartınızı ince bir kağıda bastırmamak lazım, bu tip kartlar ufak bir bükülmede formunu kaybeder. Birde ince kağıda basılan kartların arkadan bakıldığında bilgilerin görülmesi profesyonel olmayacağı gibi ilk etapta dokunma duyusuna hitap edeceği için ele alındığında belli kalınlığı sayesinde kendisini hissettirmesi lazım. Matbaacınızdan farklı kalınlıktaki kartvizit örneklerini alıp görsel olarak bakmak ve gözlerinizi kapatıp dokunduğunuzda ben buradayım diyen kart kalınlığını seçmek ilk aşamada önemlidir.

Boyut
Bazen farklılaşmak adına değişik boyutlarda yapılan kartvizitler ile de karşılaşıyoruz. Bu tip kartlar farklılık yarattığı gibi sıkıntı da yaratabiliyor çünkü bin tane kartvizitin arasında kartvizit kutusuna sığmadığı için farklılıktan çok kara koyun gibi algılanabiliyor ve ister istemez olumsuz bir önyargıya sebep olabiliyor.

Renk ve Baskı Şekli
Koyu renkte olan kartların üzerine bir not almak istenildiğinde sıkıntı yaratır. Bu sebeple genelde beyaz kartvizit kullanımı genelde ideal bir renk seçimi olacaktır. Aynı şekilde kartın üzerine yapılan selefon baskı su ve diğer dış etkenlerden koruma sağladığı için tercih edilen bir baskı yöntemdir ancak hem kartın üzerine not alamama sıkıntısı hem de dokunulduğunda kağıt hissiyatı vermemesinden dolayı bence kaçınılması gereken bir yöntemdir.

Hangi Bilgiler Yer Alacak?
Bulunduğunuz sektöre, yaptığınız işe ve karşı tarafta yaratmak istediğiniz etkiye göre koymak isteyeceğiniz bilgiler değişebilir. Avukat veya doktorsanız daha oturaklı ve belirli formatlarda bir kartvizitiniz olabilir ancak reklam ajansınız varsa daha renkli ve yaratıcı kombinasyonlar yaratabilirsiniz. Burada benim her zaman karşılaştığım konu cep telefonu numarasının basılıp basılmamasıdır. Bazı kişiler her dakika müşterinin kendisini aramasını istemediğinden kartına cep telefonu numarasını yazmamakta ve istediği müşteriye cep telefonunu vermeyi tercih etmektedir. Müşteri bulmanın zorlaştığı bu dönemde bence böyle bir lüksümüz yok, size o anda ulaşamayan müşteri emin olun elinin altında cep telefonu olan rakibinizi aramaktan çekinmeyecektir. İstisnai durumlar dışında mutlaka bir cep telefonu numarasının olmasında fayda var ancak istenmeyen zamanlarda aranmaya başladığınızda belli bir saatten sonra cep telefonunuzu kapatabilir ama genelde müşterinin aklında ulaşılabilir birisi olarak kalırsınız. Bu sayede en azından gün içinde gelebilecek telefonları ve olası satış imkanını kaçırmamış olursunuz. 


Bunun dışında şirket bilgisi, ünvan, adres, web sayfası, e-posta, varsa işyeri telefonu ve faksı ve şirket logosu zaten olması gerekenler arasında yer almaktadır. Burada yaratıcı fikirler devreye girebilir ve farklı tasarımlar da yapılabilir. Mesela sosyal medya kanallarını kullanan birisiyseniz ve insanlarla bu kanallardan da iletişim içinde olmak isterseniz bunların da adreslerini yazmanızda fayda vardır. Özellikle Facebook, Twitter gibi sayfalarda yaptıklarınızı anlık olarak duyurma şansınız olduğu için ilgili kişi sosyal medya ağınıza katılırsa yaptıklarınız hakkında fikir sahibi olur ve rakipleriniz ilgili kişiyle senede 2-3 defa görüşürken siz hep göründüğünüz için akılda kalmanız çok daha kolay olacaktır. Kartın çift tarafı kullanımı da son zamanlarda yaygınlaşmaya başladı, özellikle akılda kalmak icin fotoğrafını kartvizitine bastırmak bence gayet akıllıca bir fikir. Bu arada daha çok yurtdışında kullanılan uqr code kullanımı sayesinde iletişim bilgileriniz degişse bile kartvizinizdeki kare kodu tarayan kişi en güncel bilgilerinize ulaşacaktır. Bütçesini en efektif şekilde kullanmak isteyenlerin de kartvizitlerinin ucuna delik açıp aynı zamanda ürün etiketi olarak kullanmaları da son zamanlarda yaygınlaşan bir uygulama olarak göze çarpıyor. Bazı şirketlerin yüzlerce farklı tasarım sunarak internet üzerinden kartvizit satışı yapmaya başlamaları bu konunun ne kadar önemli oldugunu bir kez daha gösteriyor. 

Akıllı telefonların yaygınlaşması sonucunda bir çok yeni uygulamalar piyasaya sürülüyor. Bunlardan birisi de dijital kartvizit diye adlandırılan, kartvizit saklama, kaybetme riski ve bilgileri kategorize etme derdini bitiren yeni bir uygulama. Bump Technologies'in bu uygulaması  sayesinde iki kişinin telefonlarını tokuşturmasıyla karşılıklı kimlik bilgilerinin paylaşılması sağlanıyor. Hatta sadece iletişim bilgilerinizi paylaşmakla kalmayıp ürünlerinizin fotoğraflarını da karşı tarafın telefonuna yükleyebiliyorsunuz. Eminim uzun vadede bir çoğumuz bu tip uygulamalara eninde sonunda geçecegiz ama ben geleneksel kartvizitlerin daha uzun seneler kullanılacağını düşünüyorum. 









11 Ağustos 2011 Perşembe

Londra'daki Yağmalamadan Para Kazanacak Sektörler

Londra'da son zamanlarda yaşanan olaylar herkesin ağzını açık bıraktı. Yağmalanan dükkanlar, çaldıkları plazma TV'lerle koşan insanlar, yanan binalar ve arabalar. Polis tarafından bir gencin haksız yere öldürülmesi sonrasında patlak veren olaylar yıllardır göçmenlerin ezilmesi ve yoksul bölgelerde yaşayanların bölgelerine yatırım yapılmamasından dolayı biriken nefretin dışa vurumu diye düşünülüyor. 

Olayları iyi analiz edenler pazardaki boşlukları tespit edip yeni ürünleri piyasaya sürmeye başlayacaklardır. İlk başta piyasaya çıkacak ürün tahminimce dükkanları bu tip yağmalama ve molotof kokteyllerine karşı koruyacak özel paneller olacaktır. Dükkanları yanan bir sürü insan bu ürünü eminim kapışacaklardır. Güvenlik ile alakalı biber gazı vs gibi kişisel koruma ürünleri de sokaktaki tüketicinin dikkatini çekecektir.  



Pazarlama konusunda meşhur olan İngilizler en saçma konularla ilgili bile mug, t-shirt, anahtarlık yaptıklarına göre bu olayla ilgili de mutlaka hediyelik eşyalar yapacaklardır. Mutlaka bir slogan bulunacak (Güçlü devlet veya bunu andıran) ve bu her ürünlerin üzerinde yer alacaktır. Espri olsun diye üzerinde "dükkanınızı ve canınızı koruyun" yazan beyzbol sopaları da deneme amaçlı satışa sunulabilir. Sigorta şirketlerinde de bu dönem çok büyük hareketlilik olacağı bir aşikar. Yanan dükkan ve arabaların, yağmalanan dükkan ve marketlerin sigortaları varsa bu zararların karşılıp karşılanmayacağı, sigorta şirketlerinin bunlar için tazminat vermemek için neler yapacakları da yakınen izlenecek gelişmelerden birisi olacaktır. Sigorta sektöründe bu tip olaylar göz önüne alınarak yeni enstrümanlar da çok kısa zamanda satılmaya başlanacaktır.

Bu arada Twitter'da yağmalama yapanların resimlerinin catchalooter ve riotcleanup gibi oluşturulan yerlerde yayınlanması, kurulan blog sayfalarında olaylarla ilgili resim ve videoların gösterilmesi internetin gücünü bir kez daha ortaya koydu. Halkın bu girişimi sayesinde polis zanlıları daha hızlı yakalayacak ve ileride internetin bu anlamda kullanılması için özel yazılımlar yazılacaktır.    

Özetlemek gerekirse hızlı olup elini çabuk tutan gene kazanacak. Yaşanan tatsız olayları iyi süzüp anlam çıkartıp uygun ürünleri piyasaya sürenler her zaman olduğu gibi para kazanmaya devam edecek.

7 Ağustos 2011 Pazar

Dijital Ayak İzi Tarihe mi Karışıyor?

Bundan 1 sene önce gazetede yer alan bir haber Google'un zaman zaman ne kadar tehlikeli hale geldiğinin altını çiziyordu. Sevdiği kıza talip olan adamı Google'dan araştıran baba, adamın 6 sene önce yazlığında ettiği bir kavgadan dolayı mahkemelik olduğunu okuyunca kızını adama vermekten vazgeçer, çaresiz adam da gazeteye mektup yazıyor. Seneler önce kendisinin bile hatırlamadığı bir kavgadan dolayı jandarmanın kendisinin ifadesini aldığını ve bunun yerel gazetede yer aldığını, bunun Google'da çıkmasından dolayı kendisinin kavgacı olduğu düşünülerek sevdiği kızın kendisine verilmemesinden dolayı üzüntüsünü dile getiren adam Google'ın kendisinin bile hatırlamadığı bu kavgayı nasıl bulduğunu anlayamadığını söylemişti.


Trajikomik olan bu olay aslında hepimiz için geçerli. Sanal ortamda bir kere bir işlem yaptıysanız bu mutlaka bir şekilde ortaya çıkıyor. Üye olduğunuz bir web sayfası, bir yazıya yaptığınız bir yorum. sosyal medya'da koyduğunuz resimler ve daha niceleri. Son dönemlerde işverenler adaylara önceden Google'dan bakıp fikir sahibi olabiliyor ve adayın bazı konularda yalan söyleyip söylemediğini buradan anlayabiliyor. Hakkında gözükmemesini istediği haberleri sildirmek isteyen kişilerin sosyal medya ajanslarına ve halkla ilişkiler şirketlerine gittiklerini, kişisel imajlarını düzeltmek için bir takım çabalarda bulundukları da son zamanlarda çokça duyuluyor. Kısacası dijital ayak izi bizi heryerde birşekilde takip ediyor.

Müjdeler olsun artık bu sorunda gene bazı internet siteleri sayesinde çözülüyor. Yayına giren http://www.suicidemachine.org/ ve http://www.accountkiller.com/ adlı siteler artık sizin internetteki bütün geçmişinizi silebiliyor. Facebook, Twitter, Linkedin, Flickr, Foursquare, Skype, Gmail gibi en çok bilinen sitelerden sizinle alakalı bütün bilgileri silen bu web sayfaların bu dönem çok rağbet gördüğü, hatta yoğunluktan dolayı zaman zaman beklemeniz gerektiği belirtiliyor. Geçmişini silmek isteyenlere önemle duyurulur.