Sosyal medya sayesinde perakende sektöründeki birçok şirket ürünlerini ve promosyonlarını kitlelere duyurma şansına sahipler. Şirketler, Facebook’un Like ve Share tuşuyla insanların eğilimlerini gösterebilir, Twitter sayesinde son dakika haberleri hakkında kısa bilgi mesajları yayabilir, kısa tanıtımın görsel objelerle birleştiği son dönemin en gözde mecrası Pinterest ile insanları web sayfalarına çekebilir. Peki sanal ortamda bir ürünü sevmenin gerçek hayata nasıl bir etkisi olabilir? Devamı için lütfen tıklayınız.
Satış, sosyal medya, kariyer planlama, telemarketing ile ilgili yazılarımı 1 Mart 2012 itibariyle www.muraterdor.com adresinden takip edebilirsiniz.
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ağustos 2012 Pazar
5 Temmuz 2012 Perşembe
Facebook’un Halka Arzının Düşündürdükleri
Bundan
5-6 sene önce sosyal medya dendiğinde kimse için bir şey ifade etmeyecekti. Günümüzde
ise sosyal medya pazarlamanın baş tacı olurken sosyal medya uzmanlığı günümüz
iş dünyası’nın en popüler mesleklerinden birisi oldu. Sosyal medya‘da bugüne
kadar her yaptığı ile tartışılan en popüler ikon ise kuşkusuz Facebook ve onun
kurucusu Marc Zuckerberg olmuştur. Her yaptığı ile olay yaratan ve olumlu –
olumsuz tepki alan Facebook’un geçtiğimiz
haftalarda milyarca $ değerindeki halka arzı sonrasında ise konu artık sosyal
medya uzmanlarından çıkıp uluslararası ekonomistlerin tartışma alanına girdi. Devamı için lütfen tıklayınız
8 Nisan 2012 Pazar
Facebook Sizi Dürtecek
Aranızda Facebook’da “Poke” ya da Türkçe anlamıyla dürtme butonunu kullanmayan var mıdır? Bazı insanlar bunu kendilerini hızlıca hatırlatmak veya mesaj yazmak yerine kısa yollu bir merhaba demek için kullanırken çok pratik bulmakta. Bazıları ise dürtme işleminden hiç haz almamakta ve kaba bir davranış olarak görmekte. Hayatımıza Facebook sayesinde girmiş bu uygulama sonucunda herkesi herkesi bir şekilde dürtüyor. Allahtan gerçek hayatta böyle dürtülmüyoruz diyenlere kötü bir haberim var, Jasper van Loenen ve Bartholomäus Traubeck adında iki arkadaş Facebook üzerinden sizi dürten kişilerin gerçek hayatta da sizi dürtmesini sağlayan bir cihaz yaptılar. Deavmı için lütfen tıklayınız.
Etiketler:
facebook,
poke,
poke machine,
sosyal medya
29 Aralık 2011 Perşembe
Sosyal Medya Nereye Koşuyor?
Facebook, Twitter, Linkedin, Foursquare, Google +, Flickr, Youtube ve diğerleri ...
Sosyal medya artık hayatımızın her yerinde, iletişim kurarken, yenilikleri duyururken, haberleri yayarken, iş ararken, pazarlama yaparken, fotoğraflarımızı paylaşırken kısacası herşeyi yaparken ....
Peki sosyal medya'nın kullanımı ile ilgili en güncel rakamları görmek istemez miydiniz?
Sosyal medya artık hayatımızın her yerinde, iletişim kurarken, yenilikleri duyururken, haberleri yayarken, iş ararken, pazarlama yaparken, fotoğraflarımızı paylaşırken kısacası herşeyi yaparken ....
Peki sosyal medya'nın kullanımı ile ilgili en güncel rakamları görmek istemez miydiniz?
Etiketler:
facebook,
flickr,
foursquare,
Google +,
linkedin,
sosyal medya,
twitter,
Youtube
24 Aralık 2011 Cumartesi
Ya Facebook Olmasaydı?
Zaman zaman sizde aşağıdaki soruları kendinize soruyor musunuz?
Facebook hayatımıza girmeden insanlarla nasıl haberleşiyorduk, yaptığımız aktiviteleri nasıl duyuruyorduk, arkadaşlarımızın doğum günlerini nasıl hatırlıyorduk, yazın tatilde çektiğimiz fotoğrafları arkadaslarımıza nasıl gösteriyorduk, yeni bir ilişkiye başladığımızda kimler bundan haberdar oluyordu, bir ürün satmak istediğimizde bunu nasıl başarıyorduk?
Sevseniz de sevmeseniz de Facebook doğru kullanıldığında hayatımızı kolaylaştırıyor, insanlardan anlık olarak haberdar olmamızı sağlıyor, dünya ile bütünleştiriyor ve satış/pazarlama faaliyetlerimize güç katıyor.
Bu videoyu izleyince herhalde ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız, iyi seyirler ....
Facebook hayatımıza girmeden insanlarla nasıl haberleşiyorduk, yaptığımız aktiviteleri nasıl duyuruyorduk, arkadaşlarımızın doğum günlerini nasıl hatırlıyorduk, yazın tatilde çektiğimiz fotoğrafları arkadaslarımıza nasıl gösteriyorduk, yeni bir ilişkiye başladığımızda kimler bundan haberdar oluyordu, bir ürün satmak istediğimizde bunu nasıl başarıyorduk?
Sevseniz de sevmeseniz de Facebook doğru kullanıldığında hayatımızı kolaylaştırıyor, insanlardan anlık olarak haberdar olmamızı sağlıyor, dünya ile bütünleştiriyor ve satış/pazarlama faaliyetlerimize güç katıyor.
Bu videoyu izleyince herhalde ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız, iyi seyirler ....
16 Aralık 2011 Cuma
Sosyal Medya’nın Yarattığı Yeni Meslekler
Hangi mesleği yaparsanız yapın farklılaşmak gerekir...
Bir sürü fotoğrafçı dijital kameranın ortaya çıkmasıyla işlerin azalmasından şikayetçi olurken bazıları ise gündemi yakından takip edip yepyeni işler yaratabiliyor. Yollarda Facebook için profil resmi çektiren bir sürü kişi görürken bunu paraya çevirebilen yaratıcı insanlara saygım sonsuz.
5 Kasım 2011 Cumartesi
Sosyal Medya ile Neler Yapılabilinir?
Sosyal medya sayesinde sadece satış ve pazarlama yapıldığını mı düşünüyorsunuz? Aşağıdaki listeyi okuyunca belki farklı amaçlar içinde kullanıldığı konusunda sizde benim gibi hemfikir olursunuz.
1) Protesto yürüyüşleri için organize olunur.
Geçtiğimiz haftalarda New York'da Wall Street'deki kapitalizm karşıtı yürüyüşler sosyal medya ağlarında planlandı, protestolar yapıldı ve sonra bu Avrupa ülkelerine de sıçradı.
2) Darbe girişiminde bulunulur.
Arap Baharı diye adlandırılan bu süreçte komşu ülkelerdeki isyanların başlangıç noktası da gene sosyal medya oldu. Mısır'da bunu engellemek için ansızın internet bağlantısı devlet tarafından kesildi ama değişen birşey olmadı. Konuyla ilgili http://sosyalmedya.co/twitter-misir-devrimi adresindeki yazıya göz atmanızı öneririm.
3) İş görüşmelerinde olumlu/olumsuz etkisi olur.
Facebook hesabınızdaki resimler işverene ipucu verir. Uygunsuz ve göze hoş gözükmeyen resimlerinizi burada çarşaf çarşaf yayınladıysanız ilk imajınız çok da olumlu olmayacaktır.
4) Tehlike anlarında insanların birbirini uyarmasını sağlar.
2011 yazında Londra'daki yağmalama olaylarında insanlar bu kişilerin nerelerde ne yaptıklarını anlık paylaşarak birbirlerini uyardı. Hatta hırsızların resimleri sosyal medya'da paylaşıldı ve polise bu konuda yardımcı olundu.
5) Başarısız kampanyalar ile marka imajı olumsuz etkilenebilir.
Van depremi sonrası yardım kampanyası düzenlemek için muhtemelen iyi niyetle başlayan ancak sonrasında kampanyayı iyi yönetemeyip bir çok tepki alan Onur Air'in imajı yerle bir oldu. Bununla ilgili yazılan üç yazıya en alttaki linklerden bakmanızı tavsiye ederim.
6) Müşterisini dinlemeyen firma kısa sürede çok büyük zarar edebilir.
Yaptığı uçuşta gitarı kırılan ve şirketten bunun tazminatını isteyen müşterisine cevap bile vermeyen United Airlines sosyal medyada kendini bulunca başına neler geldiğini bu yazıdan okuyabilirsiniz.
http://www.pazarlamasyon.com/2011/03/firmalar-acisindan-dinlemenin-onemi
7) Doğru kullanıldığında çok iyi bir çevre yapılmasına imkan tanır.
Linkedin sayesinde iş dünyasında tanışamayacağınız veya hiç karşılaşamayacağınız insanlarla kolaylıkla tanışabilir, verdiğiniz hizmeti/sattığınız ürünü tanıtabilir, yaptığınız aktiviteleri rahatlıkla duyurabilir ve güzel işbirlikleri yaratabilirsiniz.
8) Sosyal felaketlerde koordinasyonun sağlanmasına katkıda bulunur.
Duyarlı kişilerin yakın zamanda yaşadığımız deprem sonrasında zarar görmüş insanların ihtiyaçları ile ilgili sosyal medya kanallarından bilgilendirici mesajlar göndermesi buna iyi bir örnek olarak gösterilebilir.
9) Canlı yayında verilen Twitter adresine mesaj göndererek yayın akışına etki edilebilinir.
Özellikle spor ve haber programlarında sunucunun zaman zaman seyircilerden gelen mesajlara bakarak programda bunları dile getirdiğine şahit oluyoruz. Bizden başka bir ülkede var mıdır bilmem ama canlı yayında spikere ve katılımcılara gönderilen küfür dolu mesajlar zaman zaman tansiyonu artırıyor. Artık insanlar Twitter'dan gelen hakaretlerin kimden geldiğinin saptanmasını ve dava açılması gerektiğini bile savunmaya başladılar.
10) Bazı haberler sosyal medya sayesinde öğrenilebilinir.
THY'nın İstanbul -Amsterdam seferini yapan uçağı kaza yaptığında orada bulunan birisi bunun resmini çekip Twitter'dan yayınlamış ve birçok haber kanalı bu sayede kazayı öğrenip haber yapmışlardı.
Basında gözden kaçan veya yayınlanmayan haberlerden bile sosyal medya sayesinde haberdar olabilmemiz bence çok önemli. Burada dikkat edilmesi gereken şey okuduğumuz herşeye inanmamak olacaktır çünkü zaman zaman inanılmaz bilgi kirliliği olabiliyor veya asılsız haberler çıkabiliyor. Bu listeye sizinde ekleyecekleriniz varsa lütfen ekleyiniz.
Onur Air ile ilgili internette çıkan yazılar;
http://umutakdas.blogspot.com/2011/10/onur-air-vakas-ve-sosyal-medya-yonetimi.html
Umut Akdaş tarafından yayınlanmıştır.
http://sosyalmedya.co/onur-air-kriz/
Sıla Hilal tarafından sosyalmedya.co'da yayınlanmıştır.
http://www.pazarlamasyon.com/2011/10/onurair
Necip Murat tarafından yayınlanmıştır.
1) Protesto yürüyüşleri için organize olunur.
Geçtiğimiz haftalarda New York'da Wall Street'deki kapitalizm karşıtı yürüyüşler sosyal medya ağlarında planlandı, protestolar yapıldı ve sonra bu Avrupa ülkelerine de sıçradı.
2) Darbe girişiminde bulunulur.
Arap Baharı diye adlandırılan bu süreçte komşu ülkelerdeki isyanların başlangıç noktası da gene sosyal medya oldu. Mısır'da bunu engellemek için ansızın internet bağlantısı devlet tarafından kesildi ama değişen birşey olmadı. Konuyla ilgili http://sosyalmedya.co/twitter-misir-devrimi adresindeki yazıya göz atmanızı öneririm.
3) İş görüşmelerinde olumlu/olumsuz etkisi olur.
Facebook hesabınızdaki resimler işverene ipucu verir. Uygunsuz ve göze hoş gözükmeyen resimlerinizi burada çarşaf çarşaf yayınladıysanız ilk imajınız çok da olumlu olmayacaktır.
4) Tehlike anlarında insanların birbirini uyarmasını sağlar.
2011 yazında Londra'daki yağmalama olaylarında insanlar bu kişilerin nerelerde ne yaptıklarını anlık paylaşarak birbirlerini uyardı. Hatta hırsızların resimleri sosyal medya'da paylaşıldı ve polise bu konuda yardımcı olundu.
5) Başarısız kampanyalar ile marka imajı olumsuz etkilenebilir.
Van depremi sonrası yardım kampanyası düzenlemek için muhtemelen iyi niyetle başlayan ancak sonrasında kampanyayı iyi yönetemeyip bir çok tepki alan Onur Air'in imajı yerle bir oldu. Bununla ilgili yazılan üç yazıya en alttaki linklerden bakmanızı tavsiye ederim.
6) Müşterisini dinlemeyen firma kısa sürede çok büyük zarar edebilir.
Yaptığı uçuşta gitarı kırılan ve şirketten bunun tazminatını isteyen müşterisine cevap bile vermeyen United Airlines sosyal medyada kendini bulunca başına neler geldiğini bu yazıdan okuyabilirsiniz.
http://www.pazarlamasyon.com/2011/03/firmalar-acisindan-dinlemenin-onemi
7) Doğru kullanıldığında çok iyi bir çevre yapılmasına imkan tanır.
Linkedin sayesinde iş dünyasında tanışamayacağınız veya hiç karşılaşamayacağınız insanlarla kolaylıkla tanışabilir, verdiğiniz hizmeti/sattığınız ürünü tanıtabilir, yaptığınız aktiviteleri rahatlıkla duyurabilir ve güzel işbirlikleri yaratabilirsiniz.
8) Sosyal felaketlerde koordinasyonun sağlanmasına katkıda bulunur.
Duyarlı kişilerin yakın zamanda yaşadığımız deprem sonrasında zarar görmüş insanların ihtiyaçları ile ilgili sosyal medya kanallarından bilgilendirici mesajlar göndermesi buna iyi bir örnek olarak gösterilebilir.
9) Canlı yayında verilen Twitter adresine mesaj göndererek yayın akışına etki edilebilinir.
Özellikle spor ve haber programlarında sunucunun zaman zaman seyircilerden gelen mesajlara bakarak programda bunları dile getirdiğine şahit oluyoruz. Bizden başka bir ülkede var mıdır bilmem ama canlı yayında spikere ve katılımcılara gönderilen küfür dolu mesajlar zaman zaman tansiyonu artırıyor. Artık insanlar Twitter'dan gelen hakaretlerin kimden geldiğinin saptanmasını ve dava açılması gerektiğini bile savunmaya başladılar.
10) Bazı haberler sosyal medya sayesinde öğrenilebilinir.
THY'nın İstanbul -Amsterdam seferini yapan uçağı kaza yaptığında orada bulunan birisi bunun resmini çekip Twitter'dan yayınlamış ve birçok haber kanalı bu sayede kazayı öğrenip haber yapmışlardı.
Basında gözden kaçan veya yayınlanmayan haberlerden bile sosyal medya sayesinde haberdar olabilmemiz bence çok önemli. Burada dikkat edilmesi gereken şey okuduğumuz herşeye inanmamak olacaktır çünkü zaman zaman inanılmaz bilgi kirliliği olabiliyor veya asılsız haberler çıkabiliyor. Bu listeye sizinde ekleyecekleriniz varsa lütfen ekleyiniz.
Onur Air ile ilgili internette çıkan yazılar;
http://umutakdas.blogspot.com/2011/10/onur-air-vakas-ve-sosyal-medya-yonetimi.html
Umut Akdaş tarafından yayınlanmıştır.
http://sosyalmedya.co/onur-air-kriz/
Sıla Hilal tarafından sosyalmedya.co'da yayınlanmıştır.
http://www.pazarlamasyon.com/2011/10/onurair
Necip Murat tarafından yayınlanmıştır.
Etiketler:
facebook,
linkedin,
sosyal medya,
twitter
1 Ekim 2011 Cumartesi
Kartvizitteki Bilgilerin Etkili Şekilde Kullanımı
Geçen haftaki yazımda kartvizit tasarımları hakkında bilgi vermiş ve hangi bilgilerin yer alması gerektiğini belirtmiştim. Son dönemlerde bu konuda bazı web sayfalarının çok aktif olduklarını ve klasik matbaacılık anlayışından farklı bir platforma doğru bir kayma olduğunu gözlemliyoruz. Web sayfalarında sunulan binlerce hazır şablon üzerinden müşteri istediği tasarımı yapıyor, siparişini veriyor ve kartlar eline kargo yoluyla ulaştırılıyor. Bunlardan http://www.zazzle.com/ ve gene uluslararası olan ama Türkçe sayfasıyla hizmet vermeye başlayan http://www.vistaprint.com.tr/ ilk akla gelen web sayfaları.

Alınan kartvizitlerin saklanması ve bu bilgilerin kullanımı her zaman büyük sıkıntı olmuştur. Bazı şirketler bu problemi ortadan kaldırmak için kartvizit tarayan ve bu bilgileri bilgisayara kaydeden scanner piyasaya sürmüştür ancak bu işlemin zahmetli oluşundan dolayı ben farklı bir yöntem kullanıyorum. Kullandığım metot sayesinde işinden ayrılan kişilerin kartvizitlerini bilgisayardan arayıp silme zahmetinde bulunmadığım gibi tek bir tuşla ilgili kişinin yeni bilgilerini sisteme girebiliyorum. Metot dedim ama aslında bu hepimizin bildiği Microsft'un Excel programı. Kartları gene saklıyorum, zaman zaman bakma ihtiyacı duyarsam kartvizitlikten bakıyorum, tanıştığım herkesin kartına mutlaka tarih ve yer yazdığım için "ne zaman biraraya gelmiştik" sıkıntısını da çekmiyorum.
Oluşturduğum excelde ad-soyad-telefon-email vs gibi başlıklar olduğu gibi birde hatırlama sıkıntısı çekmemek için "nereden" gibi bir başlıkta ekliyorum. Aile, lise, üniv., master, askerlik, x işyeri, y işyeri, linkedin kontak vs gibi 20'ye yakın başlığımın olması sayesinde bayramda, yılbaşında ve diğer özel günlerde e-posta gönderdiğimde her gruba farklı mesaj atabiliyorum. Sevdiklerimizi hatırlamak için güzel vesile olan bu günlerde herkesin attığı tek tip sıkıcı mesaj yerine daha sıcak ve ilgili kişiyi tanıdığımı hatırlatan bir e-posta atmış oluyorum. Ya da iş hayatından tanıştığım birisine çiçekli böcekli (mesela) bayram mesajı yerine daha oturaklı bir e-posta gönderme şansım oluyor.
Tabi bu excel dosyayı yıllar içinde geliştirip eklemelerde bulunuyorum. Mesela sosyal medya işin içine girdiği için bir kolonda Facebook için açtım ve orada arkadaşmıyız değilmiyiz bunun da notlarını almaya başladım. Eğer arkadaşım değilse ve eklemem gerekiyorsa rahatlıkla kimi eklemem gerektiğini görebiliyorum. Böylece iş hayatındaki insanlara ve arkadaşlarıma kısacası elimdeki veritabanına duyurmak istediğim şeyleri bayramda seyranda 3-4 e-posta ile değil sosyal medya sayesinde her zaman duyurma şansım oluyor ve daha fazla iletişim halinde kalmamızı sağlıyor. Excel dosyanın bilgisayarda fazla yer kaplamaması, her zaman ulaşılabilir olması, istediğiniz zaman kolaylıkla her türlü bilgiyi ekleme ve çıkarma şansınız olması büyük kolaylık sağlıyor.
Şirketlerin yüzbinlerce müşterisine bir sürü para vererek kurdukları CRM sistemleri sayesinde gönderdikleri kişiye özel mesaj sistemini ben çok daha ufak bir dataya sıfır bütçe ile ama ciddi zaman ayırarak mütevazi bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Tabi bu dataları her zaman güncellemek, dönen mailler olduğunda yenilerini girmek inanılmaz sabır isteyen bir şey ama bence değiyor çünkü kartvizit üzerinde kalan bilgileri etkili bir şekilde kullandığımı biliyorum. Bu sistem sayesinde iş hayatında bir sürü insanla temas halinde kalabilmeyi becerdiğim gibi yeni insanlara da rahatlıkla ulaşabiliyorum. Tabi sevdiğim ama zaman ayıramadığım arkadaşları da hatırlamak işin en güzel kısmı oluyor. 10 senedir benden e-posta alan birisi "o kadar iş değiştirdim, annem babam bile zaman zaman mail adresimi bilmezken senin beni hep hatırlaman inanılmaz bir şey" demesi zaten son noktayı koyuyor.

Alınan kartvizitlerin saklanması ve bu bilgilerin kullanımı her zaman büyük sıkıntı olmuştur. Bazı şirketler bu problemi ortadan kaldırmak için kartvizit tarayan ve bu bilgileri bilgisayara kaydeden scanner piyasaya sürmüştür ancak bu işlemin zahmetli oluşundan dolayı ben farklı bir yöntem kullanıyorum. Kullandığım metot sayesinde işinden ayrılan kişilerin kartvizitlerini bilgisayardan arayıp silme zahmetinde bulunmadığım gibi tek bir tuşla ilgili kişinin yeni bilgilerini sisteme girebiliyorum. Metot dedim ama aslında bu hepimizin bildiği Microsft'un Excel programı. Kartları gene saklıyorum, zaman zaman bakma ihtiyacı duyarsam kartvizitlikten bakıyorum, tanıştığım herkesin kartına mutlaka tarih ve yer yazdığım için "ne zaman biraraya gelmiştik" sıkıntısını da çekmiyorum.
Oluşturduğum excelde ad-soyad-telefon-email vs gibi başlıklar olduğu gibi birde hatırlama sıkıntısı çekmemek için "nereden" gibi bir başlıkta ekliyorum. Aile, lise, üniv., master, askerlik, x işyeri, y işyeri, linkedin kontak vs gibi 20'ye yakın başlığımın olması sayesinde bayramda, yılbaşında ve diğer özel günlerde e-posta gönderdiğimde her gruba farklı mesaj atabiliyorum. Sevdiklerimizi hatırlamak için güzel vesile olan bu günlerde herkesin attığı tek tip sıkıcı mesaj yerine daha sıcak ve ilgili kişiyi tanıdığımı hatırlatan bir e-posta atmış oluyorum. Ya da iş hayatından tanıştığım birisine çiçekli böcekli (mesela) bayram mesajı yerine daha oturaklı bir e-posta gönderme şansım oluyor.
Tabi bu excel dosyayı yıllar içinde geliştirip eklemelerde bulunuyorum. Mesela sosyal medya işin içine girdiği için bir kolonda Facebook için açtım ve orada arkadaşmıyız değilmiyiz bunun da notlarını almaya başladım. Eğer arkadaşım değilse ve eklemem gerekiyorsa rahatlıkla kimi eklemem gerektiğini görebiliyorum. Böylece iş hayatındaki insanlara ve arkadaşlarıma kısacası elimdeki veritabanına duyurmak istediğim şeyleri bayramda seyranda 3-4 e-posta ile değil sosyal medya sayesinde her zaman duyurma şansım oluyor ve daha fazla iletişim halinde kalmamızı sağlıyor. Excel dosyanın bilgisayarda fazla yer kaplamaması, her zaman ulaşılabilir olması, istediğiniz zaman kolaylıkla her türlü bilgiyi ekleme ve çıkarma şansınız olması büyük kolaylık sağlıyor.
Şirketlerin yüzbinlerce müşterisine bir sürü para vererek kurdukları CRM sistemleri sayesinde gönderdikleri kişiye özel mesaj sistemini ben çok daha ufak bir dataya sıfır bütçe ile ama ciddi zaman ayırarak mütevazi bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Tabi bu dataları her zaman güncellemek, dönen mailler olduğunda yenilerini girmek inanılmaz sabır isteyen bir şey ama bence değiyor çünkü kartvizit üzerinde kalan bilgileri etkili bir şekilde kullandığımı biliyorum. Bu sistem sayesinde iş hayatında bir sürü insanla temas halinde kalabilmeyi becerdiğim gibi yeni insanlara da rahatlıkla ulaşabiliyorum. Tabi sevdiğim ama zaman ayıramadığım arkadaşları da hatırlamak işin en güzel kısmı oluyor. 10 senedir benden e-posta alan birisi "o kadar iş değiştirdim, annem babam bile zaman zaman mail adresimi bilmezken senin beni hep hatırlaman inanılmaz bir şey" demesi zaten son noktayı koyuyor.
Etiketler:
e-posta,
facebook,
kartvizit,
kartvizit scanner,
veritabanı
24 Eylül 2011 Cumartesi
Yaratıcı Kartvizit Sayesinde Rakiplerin Önüne Geçmek
İş dünyasında her gün yeni birisi ile tanışıp kartvizit alışverişinde bulunuyoruz. Bu değiş tokuş sonrasında yeni alınan kart masamızda biriken yüzlercesinin arasına karışıyor ve her iki taraf içinde asıl sorunlar burada başlıyor. Bir firmayla ortak çalışma yapmak için kartını veren kişi rakiplerin kartları arasında kayboldum mu diye düşünürken kartı alan işveren ise elindeki yüzlerce kartı nasıl kategorize edeceğini ve istediği kartı kolaylıkla nasıl bulurum derdine düşüyor. Tabi birde sene sonunda ofis temizliği yapılırken kart sahiplerinin hangisi hala aynı şirkette devam ediyor, hangi kartı saklamalıyım, bu kişiyle ne zaman tanışmıştık gibi sorular da işin cabası. Kartvizitlerin doğru şekilde muhafaza edilmesi ile ilgili konu birazda veritabanı yönetimi ile alakalı olduğundan bunu gelecek hafta daha detaylı yazacağım. Bu hafta doğru kartvizit tasarımı sayesinde rakiplerin bir adım önüne nasıl geçeceğimizi ve geleneksel kartvizitlerin teknolojiye yenik düşüp düşmeyeceği hakkında düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.
Kurumsal şirketlerin belirli bir çizgisi olduğundan basılı materyal firmanın oluşturmuş olduğu kurallar çerçevesinde basılır ve sık değişiklik göstermez ama daha ufak şirket sahiplerinin bu anlamda yapabilecekleri bir çok şey var. Rekabetin gün geçtikçe arttığı iş dünyasında sattığınız ürün ve hizmet ne kadar iyi olursa olsun satış aşamasında bir sürü kriter devreye giriyor. Konuşma tarzınız, vücut diliniz, giyim stiliniz gibi unsurlar zaten herkesin son zamanlarda dikkat ettikleri konular ancak çoğu kişinin doğru kartvizit ile rakiplere göre avantaj sağlayacağı akıllarına gelmiyor. Sadece vermek için yapılmış kartvizit zaten kendini ele veriyor, elinizdeki kartlara lütfen bir göz atın ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Kimisi çok karmaşık, kimisi çok sade, kimisi hedeften çok uzak, kimisi ise boyut olarak diğerlerinden daha ufak veya büyük. Peki doğru kartvizit nasıl olmalı, bir kartvizitte olmazsa olmazlar nelerdir, bunun yazılı bir kuralı varmıdır? Matbaa sahibi değilim, renk ve tasarım analizcisi de değilim ama bugüne kadar herhalde binlerce kişinin kartını almış, bunları saklamış ve kullanmış bir kişi olarak gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum, eminim çoğunuzda bunlara katılacak hatta yeni eklemeler yapacaksınız.
Daha ucuz olsun diye kartınızı ince bir kağıda bastırmamak lazım, bu tip kartlar ufak bir bükülmede formunu kaybeder. Birde ince kağıda basılan kartların arkadan bakıldığında bilgilerin görülmesi profesyonel olmayacağı gibi ilk etapta dokunma duyusuna hitap edeceği için ele alındığında belli kalınlığı sayesinde kendisini hissettirmesi lazım. Matbaacınızdan farklı kalınlıktaki kartvizit örneklerini alıp görsel olarak bakmak ve gözlerinizi kapatıp dokunduğunuzda ben buradayım diyen kart kalınlığını seçmek ilk aşamada önemlidir.
Boyut
Bazen farklılaşmak adına değişik boyutlarda yapılan kartvizitler ile de karşılaşıyoruz. Bu tip kartlar farklılık yarattığı gibi sıkıntı da yaratabiliyor çünkü bin tane kartvizitin arasında kartvizit kutusuna sığmadığı için farklılıktan çok kara koyun gibi algılanabiliyor ve ister istemez olumsuz bir önyargıya sebep olabiliyor.
Renk ve Baskı Şekli
Koyu renkte olan kartların üzerine bir not almak istenildiğinde sıkıntı yaratır. Bu sebeple genelde beyaz kartvizit kullanımı genelde ideal bir renk seçimi olacaktır. Aynı şekilde kartın üzerine yapılan selefon baskı su ve diğer dış etkenlerden koruma sağladığı için tercih edilen bir baskı yöntemdir ancak hem kartın üzerine not alamama sıkıntısı hem de dokunulduğunda kağıt hissiyatı vermemesinden dolayı bence kaçınılması gereken bir yöntemdir.
Bulunduğunuz sektöre, yaptığınız işe ve karşı tarafta yaratmak istediğiniz etkiye göre koymak isteyeceğiniz bilgiler değişebilir. Avukat veya doktorsanız daha oturaklı ve belirli formatlarda bir kartvizitiniz olabilir ancak reklam ajansınız varsa daha renkli ve yaratıcı kombinasyonlar yaratabilirsiniz. Burada benim her zaman karşılaştığım konu cep telefonu numarasının basılıp basılmamasıdır. Bazı kişiler her dakika müşterinin kendisini aramasını istemediğinden kartına cep telefonu numarasını yazmamakta ve istediği müşteriye cep telefonunu vermeyi tercih etmektedir. Müşteri bulmanın zorlaştığı bu dönemde bence böyle bir lüksümüz yok, size o anda ulaşamayan müşteri emin olun elinin altında cep telefonu olan rakibinizi aramaktan çekinmeyecektir. İstisnai durumlar dışında mutlaka bir cep telefonu numarasının olmasında fayda var ancak istenmeyen zamanlarda aranmaya başladığınızda belli bir saatten sonra cep telefonunuzu kapatabilir ama genelde müşterinin aklında ulaşılabilir birisi olarak kalırsınız. Bu sayede en azından gün içinde gelebilecek telefonları ve olası satış imkanını kaçırmamış olursunuz.
Bunun dışında şirket bilgisi, ünvan, adres, web sayfası, e-posta, varsa işyeri telefonu ve faksı ve şirket logosu zaten olması gerekenler arasında yer almaktadır. Burada yaratıcı fikirler devreye girebilir ve farklı tasarımlar da yapılabilir. Mesela sosyal medya kanallarını kullanan birisiyseniz ve insanlarla bu kanallardan da iletişim içinde olmak isterseniz bunların da adreslerini yazmanızda fayda vardır. Özellikle Facebook, Twitter gibi sayfalarda yaptıklarınızı anlık olarak duyurma şansınız olduğu için ilgili kişi sosyal medya ağınıza katılırsa yaptıklarınız hakkında fikir sahibi olur ve rakipleriniz ilgili kişiyle senede 2-3 defa görüşürken siz hep göründüğünüz için akılda kalmanız çok daha kolay olacaktır. Kartın çift tarafı kullanımı da son zamanlarda yaygınlaşmaya başladı, özellikle akılda kalmak icin fotoğrafını kartvizitine bastırmak bence gayet akıllıca bir fikir. Bu arada daha çok yurtdışında kullanılan uqr code kullanımı sayesinde iletişim bilgileriniz degişse bile kartvizinizdeki kare kodu tarayan kişi en güncel bilgilerinize ulaşacaktır. Bütçesini en efektif şekilde kullanmak isteyenlerin de kartvizitlerinin ucuna delik açıp aynı zamanda ürün etiketi olarak kullanmaları da son zamanlarda yaygınlaşan bir uygulama olarak göze çarpıyor. Bazı şirketlerin yüzlerce farklı tasarım sunarak internet üzerinden kartvizit satışı yapmaya başlamaları bu konunun ne kadar önemli oldugunu bir kez daha gösteriyor.
Bunun dışında şirket bilgisi, ünvan, adres, web sayfası, e-posta, varsa işyeri telefonu ve faksı ve şirket logosu zaten olması gerekenler arasında yer almaktadır. Burada yaratıcı fikirler devreye girebilir ve farklı tasarımlar da yapılabilir. Mesela sosyal medya kanallarını kullanan birisiyseniz ve insanlarla bu kanallardan da iletişim içinde olmak isterseniz bunların da adreslerini yazmanızda fayda vardır. Özellikle Facebook, Twitter gibi sayfalarda yaptıklarınızı anlık olarak duyurma şansınız olduğu için ilgili kişi sosyal medya ağınıza katılırsa yaptıklarınız hakkında fikir sahibi olur ve rakipleriniz ilgili kişiyle senede 2-3 defa görüşürken siz hep göründüğünüz için akılda kalmanız çok daha kolay olacaktır. Kartın çift tarafı kullanımı da son zamanlarda yaygınlaşmaya başladı, özellikle akılda kalmak icin fotoğrafını kartvizitine bastırmak bence gayet akıllıca bir fikir. Bu arada daha çok yurtdışında kullanılan uqr code kullanımı sayesinde iletişim bilgileriniz degişse bile kartvizinizdeki kare kodu tarayan kişi en güncel bilgilerinize ulaşacaktır. Bütçesini en efektif şekilde kullanmak isteyenlerin de kartvizitlerinin ucuna delik açıp aynı zamanda ürün etiketi olarak kullanmaları da son zamanlarda yaygınlaşan bir uygulama olarak göze çarpıyor. Bazı şirketlerin yüzlerce farklı tasarım sunarak internet üzerinden kartvizit satışı yapmaya başlamaları bu konunun ne kadar önemli oldugunu bir kez daha gösteriyor.
Akıllı telefonların yaygınlaşması sonucunda bir çok yeni uygulamalar piyasaya sürülüyor. Bunlardan birisi de dijital kartvizit diye adlandırılan, kartvizit saklama, kaybetme riski ve bilgileri kategorize etme derdini bitiren yeni bir uygulama. Bump Technologies'in bu uygulaması sayesinde iki kişinin telefonlarını tokuşturmasıyla karşılıklı kimlik bilgilerinin paylaşılması sağlanıyor. Hatta sadece iletişim bilgilerinizi paylaşmakla kalmayıp ürünlerinizin fotoğraflarını da karşı tarafın telefonuna yükleyebiliyorsunuz. Eminim uzun vadede bir çoğumuz bu tip uygulamalara eninde sonunda geçecegiz ama ben geleneksel kartvizitlerin daha uzun seneler kullanılacağını düşünüyorum.
7 Ağustos 2011 Pazar
Dijital Ayak İzi Tarihe mi Karışıyor?
Bundan 1 sene önce gazetede yer alan bir haber Google'un zaman zaman ne kadar tehlikeli hale geldiğinin altını çiziyordu. Sevdiği kıza talip olan adamı Google'dan araştıran baba, adamın 6 sene önce yazlığında ettiği bir kavgadan dolayı mahkemelik olduğunu okuyunca kızını adama vermekten vazgeçer, çaresiz adam da gazeteye mektup yazıyor. Seneler önce kendisinin bile hatırlamadığı bir kavgadan dolayı jandarmanın kendisinin ifadesini aldığını ve bunun yerel gazetede yer aldığını, bunun Google'da çıkmasından dolayı kendisinin kavgacı olduğu düşünülerek sevdiği kızın kendisine verilmemesinden dolayı üzüntüsünü dile getiren adam Google'ın kendisinin bile hatırlamadığı bu kavgayı nasıl bulduğunu anlayamadığını söylemişti.
Trajikomik olan bu olay aslında hepimiz için geçerli. Sanal ortamda bir kere bir işlem yaptıysanız bu mutlaka bir şekilde ortaya çıkıyor. Üye olduğunuz bir web sayfası, bir yazıya yaptığınız bir yorum. sosyal medya'da koyduğunuz resimler ve daha niceleri. Son dönemlerde işverenler adaylara önceden Google'dan bakıp fikir sahibi olabiliyor ve adayın bazı konularda yalan söyleyip söylemediğini buradan anlayabiliyor. Hakkında gözükmemesini istediği haberleri sildirmek isteyen kişilerin sosyal medya ajanslarına ve halkla ilişkiler şirketlerine gittiklerini, kişisel imajlarını düzeltmek için bir takım çabalarda bulundukları da son zamanlarda çokça duyuluyor. Kısacası dijital ayak izi bizi heryerde birşekilde takip ediyor.
Müjdeler olsun artık bu sorunda gene bazı internet siteleri sayesinde çözülüyor. Yayına giren http://www.suicidemachine.org/ ve http://www.accountkiller.com/ adlı siteler artık sizin internetteki bütün geçmişinizi silebiliyor. Facebook, Twitter, Linkedin, Flickr, Foursquare, Skype, Gmail gibi en çok bilinen sitelerden sizinle alakalı bütün bilgileri silen bu web sayfaların bu dönem çok rağbet gördüğü, hatta yoğunluktan dolayı zaman zaman beklemeniz gerektiği belirtiliyor. Geçmişini silmek isteyenlere önemle duyurulur.
Trajikomik olan bu olay aslında hepimiz için geçerli. Sanal ortamda bir kere bir işlem yaptıysanız bu mutlaka bir şekilde ortaya çıkıyor. Üye olduğunuz bir web sayfası, bir yazıya yaptığınız bir yorum. sosyal medya'da koyduğunuz resimler ve daha niceleri. Son dönemlerde işverenler adaylara önceden Google'dan bakıp fikir sahibi olabiliyor ve adayın bazı konularda yalan söyleyip söylemediğini buradan anlayabiliyor. Hakkında gözükmemesini istediği haberleri sildirmek isteyen kişilerin sosyal medya ajanslarına ve halkla ilişkiler şirketlerine gittiklerini, kişisel imajlarını düzeltmek için bir takım çabalarda bulundukları da son zamanlarda çokça duyuluyor. Kısacası dijital ayak izi bizi heryerde birşekilde takip ediyor.
Müjdeler olsun artık bu sorunda gene bazı internet siteleri sayesinde çözülüyor. Yayına giren http://www.suicidemachine.org/ ve http://www.accountkiller.com/ adlı siteler artık sizin internetteki bütün geçmişinizi silebiliyor. Facebook, Twitter, Linkedin, Flickr, Foursquare, Skype, Gmail gibi en çok bilinen sitelerden sizinle alakalı bütün bilgileri silen bu web sayfaların bu dönem çok rağbet gördüğü, hatta yoğunluktan dolayı zaman zaman beklemeniz gerektiği belirtiliyor. Geçmişini silmek isteyenlere önemle duyurulur.
Etiketler:
dijital ayak izi,
facebook,
flickr,
foursquare,
gmail,
google,
linkedin,
skype,
sosyal medya,
twitter
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













